TED Open , 1946 yılında Uluslararası İstanbul Tenis Turnuvası olarak dünya turnuvalarına ilk adımı attı.
TED Open’ın tarihçesini anlatabilir misiniz?
TED Open , 1946 yılında Uluslararası İstanbul Tenis Turnuvası olarak dünya turnuvalarına ilk adımı attı. O yıllarda tenis amatör bir kimlik taşıyordu. Bizden önceki kuşaktan büyüklerimizin anlattığına göre ilk iki yılda turnuvaya ağırlıkla Yunanistan’dan olmak üzere yakın ülkelerden temsilciler katılmışlar. Nitekim tek erkeklerde yunanlı Lazeres Stalios 1946 ve 1947 ‘de üst üste şampiyon olmuş. Stalios’un müthiş bir fore-hand vuruşu olduğu söylenirdi. Stalios 1946,1947 ve 1948’de çift erkeklerde de birinciliği elde etti. Bu ilk üç yılın Türk Tenisi i çin büyük bir önemi bulunuyor. Çünkü; 56 yıllık turnuva tarihi boyunca Türk tenisçilerinin birinci olabildiği tek dönem budur. Turnuvanın ikinci yılında Bahriye Musluoğlu tek bayanlarda şampiyon olduktan sonra çift bayanlarda da K.Koen’le birlikte birinciliği elde etti. Üçüncü yılda aynı başarıyı teklerde ve çiftlerde tekrarlayan bu defa yine bir kadın tenisçimiz Mualla Gorodetzky oldu. Bundan sonra da bir daha kupa göremedik. Çünkü İstanbul Uluslararası Tenis Turnuvası birden büyümüş ve şöhretlerin gelmeye başladığı bir etkinlik olmuştu.
1948 de Fritz Weiss ile başlayan yıldızlar geçidinde Taksimde ki kulübümüzün merkez kortunda Wimbledon şampiyonları dahil pek çok ünlü raketi seyretmek fırsatını bulduk. O yıllarda İstanbul Uluslararası Tenis Turnuvasını Lübnanlılarla birlikte organize ediyorduk. Çok renkli bir kişiliği olan Celal Uluğ her sene hiç aksatmadan Wimbledon ‘a gider , orada TED turnuvasına gelecek tenisçilerle anlaşırdı. Bu tenisçiler önce Beyrut’a gider oradaki turnuvayı oynadıktan sonra İstanbul’a gelirlerdi. Uzun süre yabancı para ödeme zorluğu olduğu için tenisçilere paraları çeşitli yöntemlerle ödenirdi. Örneğin şimdi tenis kaptanımız olan Bekir Emre jünyor bir tenisci iken Hilton’un kral-dairesinde kalan Nastase’ye içinde 5.000 Dolar olan bir zarf götürdüğünü hatırlıyor. En geçerli yol ise uçak bileti vermekti. Yabancılar bunu bir şekilde paraya çevirirlerdi. O günlerin bir özelliği de yabancı tenisçilerin İstanbul’a bol raket ve tenis malzemesi ile gelmeleri ve bunları satmalarıydı. Bizim tenisçiler bunları kapış kapış alırdı.
56 yıldır süren bu gelenekte Taksim-Tarabya’da yapılan turnuvalarının aralarındaki farklar nelerdir?
Esasında bu soru birincinin devamı...Taksimdeki kulüp döneminde bir bayram heyecanı vardı. Basın da hafta boyunca turnuvaya büyük ilgi gösterirdi. Bob Hewitt , Emerson , Illie Nastase gibi Wimbledon şampiyonlarını seyretmek için uzun kuyruklar oluşurdu. Uluslararası İstanbul Tenis Turnuvası ile TED Open arasındaki en büyük fark hiç kuşkusuz , bugün turnuvaların tamamen denilecek şekilde ATP’nin patronası altında olmasıdır. Turnuvalara giriş ve fikstürler ATP ve kadınlarda WTA’nın puan sıralamasına göre düzenlenir. Turnuvaların gözlemcisi, başhakemi ve hakemleri ATP ve WTA tarafından belirlenir. Bizde maalesef bu kapsamda bir turnuvayı yönetecek salt bir yönetici ve salt bir hakem var. Onlarda zaten turnuva direktörümüz Bekir Emre ile yegane uluslararası orta-hakemimiz Toygar Alagöz.

Profesyonel tenisçiler turnuvaya girmek için kulüplere değil , bu örgütlere başvurmak zorundadır. Taksim’le Tarabya arasındaki önemli bir farkta kuşkusuz 1985 yılından itibaren TED Open’ın sadece erkek tenisçiler turnuvası olmasıdır. Oysa başlangıcından 1985’e kadar tek ve çift bayanlar maçları da İstanbul Uluslararası Tenis Turnuvası kapsamındaydı. Gönül istiyor ki yine kadın – erkek tenisçileri bir araya getirelim. Ancak günümüzde turnuva paraları öylesine astronomik rakamlara yükseldi ki, TED kulübünün tek başına bunu yapabilmesi çok zor. Sponsorluk iyi anlaşılır ve gelişirse kadın-erkek bir arada daha yüksek ödüllü turnuvalar yapabiliriz. Dünya yıldızlarının geldiği eski Taksim günlerine biz de hasret duyuyoruz. Ne çare ki Televizyon çağının müthiş paraları ile başa çıkmak zor iş... Taksimde ki turnuva ile bugünün çok önemli farklarından biri de o dönemde TED kulübünün kalbur üstü üye tenisçileri ile İzmir ve Ankara’dan davet edilen birkaç üye tenisçi yönetim kurulunun seçimine göre dünya yıldızları ile turnuva da oynayabiliyorlardı. Bugün ise milli tenisçilerimiz bile ATP puanları yeterli olmadığı için elemelere bile doğrudan giremiyorlar. Ancak WC(Wild Card yani Joker) denilen sistemle ATP turnuva düzenleyen kulübe dört oyuncu ile tabloya katılma hakkı veriyor.

TED Open’ın seyirci potansiyeli nasıl bunu çoğaltmak için neler yapmayı planlıyorsunuz?
TED Open , Challenger serisinde 44 ülkeden 129 eşdeğer turnuva arasından dünyanın en iyisi seçildi. Bunda 56 yıllık tarihimizin büyük etkisi , İstanbul şehrinin sayılı bir metropol olması ve yabancı tenisçilere sağladığımız ekstra olanaklar var. En büyük sorunumuz ise seyirci sayısı. 2003’te birinci olurken ITF ve ATP’den sadece iki konuda eksik puan aldık. Bunların ilki masörümüzün İngilizcesinin yetersiz olması diğeride yetersiz seyirci. Çünkü ATP en çok buna önem veriyor. Son yıllarda seyirci sayımızı arttırmak için her türlü fedakarlığı yapıyoruz. Yine de çok zorlandığımızı söyleyebiliriz. Esasında seyircinin azalması bize özgü değil. Bütün dünyada tenis turnuvaları aynı sorunu yaşıyor. 21. Asrın çok meşgul ve çok şeye doymuş insanını bir iki hafta yazın tatil günlerinde tribünlere çekmek hiç de kolay değil. Onun için ATP turnuva yapan kulüplerle toplantılar yapıyor. Turnuvaları sanat, kültür ve eğlence etkinlikleri ile bir şölene çevirmelerini istiyor. Biz de olanaklar ölçüsünde bunları uyguluyoruz. Konserler , tiyatro gösterileri , resim sergileri, garden partiler gündemde yer alıyor. Mac Donalds ile anlaştık 100 izleyicimize bedelsiz menü armağanları verecek. Yarı-final ve final günleri kentin her yakasından otobüs kaldırıyoruz. Finalden sonra bedava bir garden-party veriyoruz tüm seyircilere açık.
Avrupa’da ya da ABD’de yapılan turnuvaların sponsor desteği üst düzeyde. Türkiye’de bu durum nasıl?
Bunun cevabını esasen malum. Bu oran kıyas kabul etmez. Yeniden düzenlenen yasadan sonra durumun biraz olsun düzeleceğini ümit ediyoruz. Başta altın- sponsorumuz Akbank Private Banking sonrada konaklama otelimiz Mövenpick, IBM, Mac Donalds gibi artık kurumsallaşmış markalar işbirliği içerisinde olmamız onur verici. Ama onlar da istediklerini yavaş yavaş almaya olaya uzun süreli bakabilmenin meyvalarını toplamaya başladılar. Nekadar yazıkki bunca uğraşımız esnasında bir federasyon başkanı sponsorlarımızdan birine gidip TED olan bağıntılarını eleştirebiliyor. En acısı bu.
TED Open’a sponsorların katkıları nelerdir?
Sponsorlarımıza şükran duyuyoruz. Geçmişteki destekçilerimize de bugünkülere de sonsuz teşekkürler. Ana sponsorun devamlılığı turnuvalar için çok önemli. Akbank Private Banking üç yıldır bizim altın sponsorumuz. Uzun süreli bir işbirliği bizi çok daha iyi bir düzeye ulaştıracaktır. Burada bir noktaya dikkati çekmek istiyorum. Tüm dünyada sponsorlar, medya üzerinde kulüplerden daha etkili. Bizde ise sponsor, tanıtım işini bir tanıtım firmasına bırakıyor veya çoğunlukla kulüplerden bekliyor. Kendi gücünü kullanmayı ihmal etmektedir. Oysa tanıtım firmaları spor organizasyonlarına diğer sponsorları baltalayacak kadar uzak.
TED Open’da bu yıl kimleri seyredeceğiz?
Bugünkü dünya tenisindeki en büyük özellik kesin favoriler döneminin bitmiş olmasıdır. 120.Sıradaki bir tenisçi 2.sıradaki adamı yenebilmektedir. ATP sıralamasında ilk 200 tenisçi arasında büyük fark yoktur. Hele ilk yüz içinde. TED Open’a da ilk yüzden tenisçiler geliyor. Bizim kortlarımızda seyrettiğimiz genç bir yıldız kısa bir süre sonra gidip bir Grand Schlem turnuvasında favorilerden birini deviriyor. Bu yıl da çok iyi tenisçiler seyredilecek. İşte onlardan bazıları Robin Soderling (İsveç D.S:37.) , Vladimir Voltchkov(Beyaz Rusya D.S:158) , Gerome Golmard, Andrei Cherkasov, Karol Beck (Slovak D.S:73) , Gregory Carraz(Fransa D.S:71), Yan Hernch (Çek D.S.77). Kuvvetle tahmin ediyorum ki birde izleyicilerimize büyük bir sürprizimiz olacak ve hiç beklenilmeyen bir ismi daha sunacağız kendilerine. Ama bunu şimdilik belirtmek istemiyorum.
TED Open’ı Avrupa’nın bir numarası yapan nedir?
TED Open Avrupa’nın değil dünyanın kendi serisinde bir numarasıdır. Yukarıda da belirttiğim gibi dünyanın 44 ülkesinde 129 Challenger serisi turnuva oynanmakta ve hepsi bu yarışa girmektedir. TED Open 5 yıl önce 11’di. Sonra 5. oldu ; geçtiğimiz yıl da birinci. Nedenlerinin bir kısmını yukarıda da vurgulamıştım. Kısaca buna inanılmaz bir takım oyunuyla bıkmadan usanmadan her unsurun üzerinde aylarca durularak varılan “müşteri memnuniyeti ve toplam kalite yönetimindeki üstünlük” olarak belirleyebiliriz. ATP TED’den çok memnundur. Bunu her zaman yolladıkları teşekkür belgeleri ile gösteriyorlar. Yabancı tenisçiler de gösterilen ilgiden , sağlanan olanaklardan memnunlar. Verilen demeçlerden bir örnek sunmak istiyorum. Wimbledon’da yarı-final oynamış Voltchkov “hayatımda oynadığım en iyi organize edilmiş turnuvalardan biri” olarak geçmiş anılar defterimize.
56 yılın en ilginç karşılaşmaları ve olayları nelerdir?
Her turnuvada ilginç olaylar yaşanır. Yaşımız nedeni ile büyüklerimizden dinlediğimiz anılar var...İçlerinden ayırım yapmak zor... Örneğin favori tenisçilerden bazıları kavunu çok sevip yedikten sonra bol su içince WC’den çıkamaz olup turnuvadan çekilince turnuva haftalarında TED’de kavun yemek yasaklanmıştı. Kortlarımız topraktı. Yağmur en büyük korkumuz oldu. Kortları kurutmak için akla gelmedik çarelere başvurulurdu. Bir ara talaş yakmak bile denendi.1964 ve 1965’te şampiyon olan R.Bavnes’in geldiği ilk yılda , birinci turda İzmir’den Enis Berki oynayacaktı. Bavnes, TED’e maçın başlama saatinden biraz sonra ulaşabildi. Lübnan’da final oynamıştı. Yorgunluktan bitik haldeydi. Kortta resmen uyuyordu. Enis de iyi bir oyuncuydu ve Bavnes’i böyle bulunca coştu. Turnuvanın favorisi göz göre göre yeniliyordu. Başta merhum Hasan Akev TED yöneticileri saçlarını başlarını yolar hale gelmişlerdi. Bizimkine “ne yapıyorsun,yenilsene “denemiyordu. Nasıl olduysa Bavnes bağıra çağıra kendine gelebildi ve kıl payı ilk maçı kazandı,gidip külçe gibi yığılıp uyumaya başladı. Ve sonraki günler fırtına gibi esip şampiyon oldu.
TED Open için ne gibi yenilikler, hazırlıklar yapıyorsunuz?
Hazırlıklar haftalar öncesinden başladı. Bu yıl VIP tribünümüzü baştan aşağı yeniledik. Merkez kort tamamen elden geçti. Her gece bir etkinliğimiz var. Yabancı misafirlerimiz için Akbank Private Banking ve Mövenpick bir boğaz turu veriyorlar. Şampiyonu tahmin edecek camia mensuplarımız seyirciler arasında hemen final sonrası yapılacak çekilişte kazananlar belli olacak. Çekilişte Wimbledon seyahatleri, Avrupaya uçak biletleri, tatil köyü konaklamalarından tutun TED üyeliğine ve 100 kişiye Mac Donalds menülere kadar armağanlar var. Dünyanın 37. raketi Robin Soderling’i getirebilmek bile bizce bir mesele. Çünkü ilk 20 raketin zaten Challenger oynaması yasak. İlk 50 ise ancak ATP izin verirse oynayabiliyor. Çok kuvvetle umuyorum ki Soderling’e ilaveten ilk 50 arasından 2 raket daha seyrettireceğiz sizlere.
Sizden önceki TED başkanı da Kulak Burun Boğaz Uzmanıydı, siz de öylesiniz. Bunun nedeni nedir?
Sayın ve sevgili hocam Behbut Cevanşir ,üniversite yıllarında hem tıp fakültesinde , öğretim üyesi hem de tenisçi olarak bulunduğum TED kulüpte başkandı.Tıp dalında çok üstün yetenekli bir doktor, spor dalında da Türkiye Şampiyonluğu kazanmış çok başarılı bir yöneticiydi. Yılın spor adamı seçilmişti. Yolun başındaki bir genç adam olarak O’nu örnek almam doğal olduğu kadar benim için büyük bir şanstı. Bu şansı bende iki alanda fena kullanmadığımı sanıyorum.
Tüm Hakkı Saklıdır
© 2004 TED Open
  Anasayfa | İletişim